Sismik Çalışmaları
-
DEPREM: Deprem oluşumları ile ilgili bilgiler (depremin oluş tarihi ve zamanı, merkez ve merkez üstü konumu, kaynak parametreleri ve yarattığı etkilerle ilgili makrosismik veriler) bir yörenin deprem tehlikesinin beirlenmesindeki en önemli iki unsurdan birisini teşkil eder. Diğer önemli unsur yörenin jeolojik ve tektonik yapısıdır. Geçmiş uzun tarihi ve barındırmış olduğu medeniyetler nedeni ile, dünyadaki uzun ve iyi bilinen bir deprem tarihçesine sahip ülkelerden birisi olan Türkiye, yüksek dağ silsileleri ve sığ odaklı ve yaygın sismisite ile tanımlanan "Alp - Himalaya Kuşağı" adı verilen kıtasal bir deprem kuşağında yer almaktadır. Dağ silsileleri, Avrasya ve Afrika Levhaları (Alp Dağları) ve Avrasya ve Avustralya Levhaları (Himalaya Dağları) arasındaki sıkışma-basınç hareketi ile oluşmuşturBir bölgenin sismik ve tektonik niteliklerinin tanımlanması, sismik tehlike analizi için önemli bilgiler sağlar. Şekil 3.1.1, M.S. 10- 1000 döneminde Türkiye ve çevresinde yer alan ve büyük hasara neden olan depremlerin merkez üssüne ilişkin bir haritayı göstermektedir (Ambraseys, 1971).Çok büyük tahribata yol açan depremler arasında 1458 Erzincan, 1509 ve 1556 İstanbul, 1688 ve 1778 İzmir, 1668 Kuzey Anadolu, 1766 Marmara, 1822 Antakya, 1903 Malazgirt, 1912 Mürefte- Şarköy ve 1939 Erzincan depremleri sayılabilir.


-
Bu yüzyılda meydana gelen ve aletsel büyüklüğü 4.0'ün üzerinde olan tüm depremlerin ve yine bu yüzyılda hasar yaratmış (aletsel büyüklüğü 5.9 veya daha fazla ve/veya merkez üssü şiddeti- Io- VII veya daha büyük) depremlerin merkez üstlerini gösteren haritalar sırasıya Şekil 3.1.2 ve 3.1.3'te sunulmuştur. Bu haritalarla ile tarihsel sismisite haritası arasındaki benzerlik tarihsel sismisitenin yakın asırlardaki tekrarına tanıklık etmektedir. Türkiye'de bu yüzyıl içinde meydana gelen tüm depremler gözönüne alınarak 5, 6 ve 7 magnitüdden büyük depremlerin ortalama tekrarlama aralıkları sırasıyla 4 ay, 1 yıl ve 5 yıl olarak hesaplanmıştır. Basit Poisson modeli dikkate alındığında tekrarlama periyotları içerisinde meydana gelme olasılıkları % 64 olacaktır. Depremlerin tümünün potansiyel hasar olasılığı bulunan bölgelerde meydana gelmeyeceği düşünülmelidir. Son yüzyılın depremleri, Türkiye ve civarında yalnızca depremlerin yarısının hasar görebilecek alanlarda yer aldığını göstermektedir. Her üç haritadan da anlaşılabileceği gibi genelde Batı Anadolu ve özel olarak İzmir ve civarı yoğun sismisitenin (depremselliğin) gözlendiği bir bölgeyi oluşturmaktadır. Bu aktivite, yüksek açılı normal faylarla sınırlanan doğu- batı doğrultulu graben sistemleri ile ilişkilidir. Bursa- Gönen, Gemlik- İznik- Edremit, Bakırçay, Bergama, Simav, Gediz, Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Alaşehir grabenleri, bu sisteminin en önemli tektonik yapılarını oluşturur. Batı Anadolu bölgesinin depremselliği genelde, çok sayıda orta büyüklükteki depreml ve deprem fırtınaları ile temsil olunur. Ege Denizi'ndeki sismisite ise daha yayılmış bir şekılde gözlenir.